Sebze ve Meyveler Ne Kadar Güvenli? Pestisid ve Kimyasal Kalıntı Taşıyorlar mı?

Hemen hemen her gün sofralarımıza gelen  sebze meyveler ne kadar güvenli acaba? Ne kadar kontrol edilebiliyorlar? Hangi kontrol aşamalarından geçmek zorundalar ve bu zorunluluklara uyuluyor mu?

Son zamanlarda sürekli gündemde olan bir slogan var; “Tarladan sofraya gıda güvenliği” ya da “Tarladan çatala gıda güvenliği”, ingilizcesi “Food safety from farm to fork”. Aslında ne kadar güzel bir slogan, üretimden tüketime kadar güvenli gıda!!!

Bundan yıllar önce, çocukluğumuzda her mevsim salatalık, domates, kiraz gibi meyve ve sebzeleri bulamazdık, bulsak bile çok pahalı olurdu ve her keseye uygun değildi. Elmalar genelde kurtlu olurdu çünkü köylü malıydı ve köylülerin çoğu geleneksel tarım yapardı, ilaç atmazdı elmaya, armuta, kurtlu kurtlu toplardı. En fazla tavuk salardı kiraz ve vişne ağaçlarının altına ki, bu meyvelerde kurt yapan sinek pupalarını toprakta bulup yesinler. İşte biyolojik mücadele buydu ama ismini bilmezlerdi. Salatalıklar slatalık gibi kokardı, domatesler ise domates gibi… Domateslerden yapılan salçalar koyu olurdu, tadı şeker gibi değil, salça gibi mayhoş olurdu. Çocukluğumuzda ellerinde üzerlerine salça gibi kokan salça sürülmüş ekmekleri yiyen arkadaşlarımızı görür, canımız çeker, annemize koşar, bana salçalı ekmek yaparmısın? derdik. Ben son yıllarda elinde salçalı ekmek dolaşan çocuk görmedim.

Konuyu fazla dağıtmadan biraz nostalji yapmak istedim ki neleri kaybettiğimizi anlayalım diye…

Ülkemizde gıda mevzuatı her geçen gün değişmekte, yenilenmekte, daha sıkı kurallar getirilmektedir. Bugün 5996 sayılı gıda kanunu tarladan sofraya gıda güvenliğini sağlamak için tarlada, ekildiği günden itibaren çiftçilere ve gıda üreticilerine kayıt tutma zorunluluğunu getirmiştir. Örneğin tarlasına meyve ve sebze eken bir çiftçi, ektiği günden itibaren bitkiye verdiği pestisidlerin (zirai ilaçların) kaydını tutmak zorundadır. Son düzenlemelerle reçetesiz ilaç satılması yasaklandı. Yani zirai ilaç satan bir bayiye gidipte rastgele bir ilaç alamıyorsunuz. Öncelikle bu konuda Tarım Bakanlığının verdiği eğitimlerden başarı ile geçmiş ziraat mühendisleri tarafından yazılan reçetelere ihtiyaç var.

Reçete ile ilaç almakla da kanuni yükümlülükler tam anlamıyla yerine getirilmiyor. Atılan ilacın Tarım Bakanlığı tarafından çiftçilere dağıtılan kayıt defterlerine işlenme zorunluluğu bulunuyor. Her zirai ilaç (pestisid) her bitki için kullanılamıyor. Her ilaç Tarım Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılıyor. Ruhsatlandırılan ilaçların üzerinde hangi bitkilerde kullanılabileceği yani hangi bitkilere ruhsatlı olduğu yazıyor. Çünkü her ilacın kendine özgü bir kalıtım süresi bulunmaktadır. Örneğin domatese ruhsatlı bir pestisid, sadece domateste kullanılabilir. Üzerinde kalıntı süresi 4 gün olarak belirtilmiş ise, hasattan en az 4 gün önce uygulanma zorunluluğu bulunuyor aksi taktirde bitkiden tam anlamıyla atılamadığı için meyvesinde kalıntı yapıyor ve tüketilmesi sonucu insanlara geçiyor. Bu ilaç kalıntıları özellikle kanser gibi hastalıklara neden olabiliyorlar.

Örneğin fındığa ruhsatlı bir ilaç, domateste kullanılırsa durum daha da vahim oluyor. Çünkü fındığa ruhsatlı ilaçların kalıtım süreleri çok uzun. Mesela 45 gün kalıtım süresi olan fınfık ilacı domatese uygulanırsa 45 gün boyunca hasat edilen domateslerin pestisid kalıntılı olacağı anlamına geliyor.

Bu gibi durumlara mahal vermemek, gıdanın geri izlemesinin yapılabilmesi ve insan sağlığını hiçe sayan bu yanlış uygulamaların sorumlusunun bulunabilmesi için kayıtların tutulması çok önemlidir. Örneğin bir market rafından alınan bir salçada yapılan analiz sonucunda pestisid kalıntısı bulunmuş ise; sadece domates fabrikasına ceza uygulanmakla sorun çözümlenmiş olmuyor. Fabrika da gerekli analizlerde titiz olmamakla suçlu olsa bile, sorunun köküne inerek asıl kaynağı da cezalandırmak, bir daha yapmasına engel olmak gereklidir. Bundan dolayı fabrikadaki kayıtlardan incelemeye başlayarak geriye, tarlaya kadar inilmesi, tarlada tutulan kayıtların da incelenmesi (eğer tutuluyor ise) önemli bir noktadır.

Sofralarımızda tükettiğimiz meyve ve sebzeleri yıkayarak ilaç kalıntılarından kurtulacağımızı düşünmek çok yanlış olur. Sistemik ilaç denen bazı ilaçlar, bitkinin yaprağının ucuna bile temas etse, köküne hatta meyve çekirdeklerine kadar nüfuz ediyor. Yıkamakla sadece kabuk üzerinde kalan pestisid kalıntılarından kurtulunabilinir, bitkinin/meyvenin içine işleyen ilaçlardan malesef kurtulamayız.

Pestisidler tarlaya atılmasa dahi rüzgarlarla taşınabiliyorlar. Günümüzde organik tarım ifadesini sıklıkla duyuyoruz. Bu tip tarımda ilaç, suni gübreler kullaılmadan yapılıyor fakat fiyatları cep yakıyor.

Özellikle mevsimi dışında yetiştirilen meyve ve sebzelerin daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu bitki için gereken çevre şartları suni olarak ayarlamaya çalışılıyor, daha fazla çaba sarfedilerek üretilmeye çalışılıyor. Üretilmeleri için ilave ne kadar suni gübre kullanılıyor?

Gazetede okuduğum bir haberde; Antalya’da göğüs kanseri vakalarında geçen yıllara göre artış olduğundan bahsediyor ve bunu tarımsal ürünler için kullanılan pestisidlere bağlıyordu.

http://www.epa.gov/opp00001/food/pest.htm internet adresinde  pestisidlere maruz kalan özellikle bebek ve çocukların aşağıdaki nedenlerden dolayı daha fazla risk altında olduğunu açıklıyor;

  • iç organları hala gelişme ve büyüme aşamasındadır,
  • vücut ağırlıklarına kıyasla bebekler ve çocuklar büyüklere nispeten daha fazla yer ve içerler, bu da gıda ve suda bulunan pestisidlere daha fazla oranda maruz kaldıkları anlamına gelir,
  • tabiatları gereği toprakta, yeşilliklerin üzerlerinde daha fazla oynadıkları için ve buldukları nesneleri ağızlarına soktukları için daha fazla pestiside maruz kalırlar.

Pestisidler gelişmekte olan bir çocuğa, normal sağlıklı bir büyüme için gerekli olan gıda maddelerinin emilimini engelleyerek zarar verebilirler. Eğer çocuğun boşaltım sistemi tamamen gelişmemiş ise vücudu pestisidleri tamamen dışarı atamaz ve bu da çocuğa zarar verebilir. Aynı zamanda insan gelişiminde bir toksine maruz kalınan kritik periyodlar vardır ki  kişinin biyolojik sisteminin işleyiş şeklini kalıcı olarak değiştirebilir.

Bu özellikle evlatlarımıza yedirdiğimiz şeylere daha fazla dikkat etmemiz, ilaçlı zeminlerde, çimlerde oynamalarına müsade etmememiz anlamına geliyor.

Şimdi biz ne yiyelim diye sorabilrsiniz. İşin aslı şu aşamada ben de bilmiyorum. En sağlıklı olanlar organik ürünler olarak gözüküyor. Sitemizde de yayımlanan Meyve ve sebzede ‘kanserojen’ skandalı! Çok ünlü marketlerin ürünlerinde bile var.. haberini okumanızı tavsiye ederim.

Bir sonraki makalemde ise sebze ve meyvelerin yetiştirilmesinde kullanılan sulama suyunun öneminden bahsetmeye çalışacağım.

Sağlıklı günler dilerim…

 

Bir önceki yazımız olan Toprak Numunesi Nasıl Alınmalıdır? başlıklı makalemizde gübreleme nasıl yapılır, toprak analizi ve toprak numunesi nasıl alınır hakkında bilgiler verilmektedir.

Share on TwitterShare via email
Bu yazı Bunları biliyor musunuz kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
yorum, yorum yap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>